Sahurda kalkarak yemek yemek müstehabdır.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“ Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” demiştir.
Sahur yemeği yemek, oruca dayanma gücü vermektedir. Duaların makbul olduğu vakitlerin biri de sahur vaktidir.
Sahura kalkan bir kişi, dilekleri için dua etmelidir ve Yüce Allah’tan günahlarının bağışlanması için dua etmelidir.
Oruç ibadetini tamamlayarak iftar zamanına yetişen bir kimse bundan büyük mutluluk duymaktadır.
Tuttuğu orucun mükafatını almak için, ahiret gününde Allah’ın huzuruna çıktığı zaman en büyük bir sevinç tadacaktır.
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“ Oruçlu bir kimse için iki sevinç bulunmaktadır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuşacağı zamandır.”
İftar vakti yapılan dualar kabul olur ve Allah tarafından kabul edileceğini bildirmiştir.
Orucun farz olmasının şartları ;
• Müslüman olmak
• Akıllı olmak
• Ergenlik çağına girmiş olmaktır
Ergenlik çağına giren ve akıllı olan her müslüman erkek ve kadına Ramazan orucu tutmaları farzdır. Allah’ın kesin emri bu yöndedir. Ergenlik çağına gelmeyen çocuklar ise oruç tutmak farz olmadığı gibi bünyelerine zarar vermeyecek biçimde yavaş yavaş oruca alıştırmak uygun olacaktır.
Kadınlar, adet görme ve loğusa dönemlerinde oruç tutamazlar, namaz kılamazlar. Bu halleri geçtikten sonra ise tutamadıkları oruçları kaza etmek zorundadırlar, yani gününe gün tutmaları lazımdır. Fakat kılamadıkları namazı kaza edemezler.
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (SAV), Mekke’de Dünya’ya geldi. 40 yaşında peygamberliğe adım attı. Peygamberlik hayatının yarısından fazlası yani 13 yılı Mekke’de, 10 yılı da Medine’de geçti. Peygamberimiz Medine’de 63 yaşında hayata gözlerini yumdu. Peygamberimizin babası Abdullah, annesi ise Amine hanımdır. Babası Kureyş Kabilesinin Haşim oğulları, annesi ise Zürehoğulları kolundandır. Anne ve babasının soyları birleşmektedir ve ikisi de Mekkelidir. Peygamber Efendimiz (SAV), Hz. İbrahim’in evladı Hz. İsmail’in neslindendir. Peygamber efendimizin soyu çok temiz ve şereflidir. Peygamber efendimizin babası peygamber efendimiz doğmadan tam iki ay önce Suriye’deki seyahatinden dönerken hastalanmış ve daha çok gençken 25 yaşında iken vefat etmiştir. Ve naaşı oraya defnedilmiştir. Peygamber efendimize babasından miras olarak beş adet deve, sayısız koyun, doğduğu ev ve künyesi kalmıştır.
Sevgili Peygamberimizin babası olan Hz. Abdullah Kureyş şehrinin sayılan sevilen gençlerinden biri idi. Temiz pak yüzlü, masum bakışları ile gözleri arasında peygamberlik nuru taşıyan Hz. Abdullah Mekkelilerin bütün ilgisini üzerine çekerdi, Mekke’de yaşayan genç kızlar Hz. Abdullah’ın bu nurlu güzelliği karşısında kayıtsız kalamazlar onunla evlenmek için dua ederlerdi. Hz. Abdullah babasına karşı çok saygılı ve itaatkâr bir evlattı. Birgün babasının teşebbüs etmesiyle Vehbi’n kızı olan Amine ile evlenmiştir. Hz. Abdullah Âmine ile evlendikten bir süre sonra ticaret hayatına atılmış ve Suriye’ye ticaret için yola çıkmıştır. Suriye’de işlerini bitirip geri dönerken Medine’ye uğrayarak orada yaşayan babasının dayısı olan Adî b. Neccâr’ın oğullarını ziyaret etmiştir. Bu sırada bir hastalığa tutulmuştur. Bunu haber alan Hz. Abdullah’ın babası. Abdülmuttalib büyük oğlu olan Hâris’i hemen Medine’ye gönderdi ancak Haris Medine’ye ulaşamadan .Hz. Abdullah vefat eder..Hz. Abdullah ettiği vakit Amine Peygamberimize altı aylık hamile idi.Büyük İslam alimlerine göre oğlunun doğumunu göremeyen ve peygamberliğine yetişemeyen babasının ahrette azap çekmeden cennete kavuşacağı inancı belirtilir.
1- Bir yemeği yutmadan tadına bakması ( eğer kadının eşi, yemeğin tuz oranından dolayı kadına anlayışsız davranırsa, huzursuzluk ve kavga çıkarırsa, kadın yemeğin tuzuna bakabilir)
2- Tükürüğünü ağzında biriktirip yutması ( eğer ki ağzında biriktirmiş olduğu tükürüğü dışarı çıkarıp yutarsa oruç bozulur.)
3- Kendisini zayıflatacak kadar kan aldırma
4- Ağır işlere kalkışmak.
1- Orucu unutarak yiyip, içmek
2- Kulağa su kaçması
3- Gözlere ilaç damlatılması
4- Gece yıkanması gerek iken, sabah kalkıp yıkanmak
5- Kendi elinde olmayan sebeplerden dolayı kusmak
6- İhtilam olmak ( uyku anında cünüplük olması )
7- Kan aldırma
8- Kendi isteği dışında boğazına duman yada toz kaçması
Ağzında bulunan tükürüğü yutmak
1- Yenmesi mutahad olmayan, ilaç vs. gibi şeyleri yutmak
2- Burna ilaç çekmek
3- Kulağın iç kısmına yağ damlatmak
4- Abdest alırken ağza ve buruna su alırken suyu yutmak
5- Ağza alınan renkli ip boyasının tükürüğe geçip yutması
6- Zorla orucunu bozmak
7- Uyku esnasında başkaları tarafından boğazına su dökülmesi
8- Kendi isteği ile ağzın dolusu kusmak
9- İftar vakti gelmediği halde, iftar olduğunu zannedip yemek yemesi
10- İmsak vaktinden sonra, daha zaman vardır diye yemeye devam etmesi.
Özürsüz bir şekilde Ramazan ayında oruç tutmamak çok günahtır ve cezası vardır. Ancak bir kişi aşağıdaki belirtilen durumlarda ramazan ayında oruç tutmayabilir veya tutmak için niyet etmiş orucunu bozabilir.
1- Yolculuk: Ramazan ayında en az 900 km. mesafeye çıkan kimse orucu isterse tutmayabilir. Yolculuktan sonra tutamadığı orucu sonradan tutabilir.
2- Hastalık : Bir kişi hastalığının artmasından dolayı oruç tutmayabilir. Hastalığı geçtikten sonra oruçları kaza edebilir.
3- Zor görmek : Orucunu bozması için ölüm ile yada kendisine bir zarar verilmek ile tehdit edilen birisi orucu bozabilir. Bozulan orucu sonra tutabilmektedir.
4- Gebe ve Emzikli kadınlar : Gebe yada Emzikli bir bayan, oruç tuttuğu zaman kendisine ve bebeğine zarar geleceğinden korkar ise tutmayabilir. Bu durumlar geçtikten sonra tutabilir.
5- Şiddetli bir susuzluk ve açlık : Oruçlu bir kişi susuzluk ve açlıktan dolayı aklına bir zarar gelmesinden korkar ise orucu bozabilir. Daha sonra uygun şartlarda tutabilir.
6- Düşkünlük ve yaşlılık : Vücudu oruca dayanamayan ve çok ihtiyar kişiler oruç tutmayabilir. Bunların daha sonradan da tutmaları zor olacağı için her tutmadıkları oruçları için fidye verirler.
6 çeşit oruç vardır.
1- Farz olan oruç: Ramazan ayındaki oruç ve kefaret oruçları farz oruçlarıdır. Ramazan ayında tutulamayan oruçlarında başka günlerde tutulması da farzdır.
2- Vacib olan oruç: Bozulan nafile oruçları ile adak oruçları vacibdir.
3- Sünnet olan oruç: muharrem ayının 9 ve 19 yada 10 ve 11 günleri oruç tutmak sünnettir.
4- Mekruh olan oruç: Muharrem ayının sadece 10. günü ile yalnızca Cuma yada cumartesi günleri oruç tutmak mekruhtur.
5- Müstehab olan oruç : Kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri ile haftanın pazartesi ve Perşembe günleri ve ramazan ayından sonra şevval ayında 6 gün oruç tutmak müstehabdır.
6- Haram olan oruç: ramazan bayramının 1. ile kurban bayramının 4 günü oruç tutmak haramdır. Çünkü bayram günleri Allah’ın kullarına verdiği birer ziyafettir ve Allah’ın verdiği ziyafetten kaçmak uygun değildir.
Sahurda kalkarak yemek yemek müstehabdır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “ Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” demiştir. Sahur yemeği yemek, oruca dayanma gücü vermektedir. Duaların makbul olduğu vakitlerin biri de sahur vaktidir. Sahura kalkan bir kişi, dilekleri için dua etmelidir ve Yüce Allah’tan günahlarının bağışlanması için dua etmelidir.
Oruç ibadetini tamamlayarak iftar zamanına yetişen bir kimse bundan büyük mutluluk duymaktadır. Tuttuğu orucun mükafatını almak için, ahiret gününde Allah’ın huzuruna çıktığı zaman en büyük bir sevinç tadacaktır.
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “ Oruçlu bir kimse için iki sevinç bulunmaktadır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuşacağı zamandır.”
İftar vakti yapılan dualar kabul olur ve Allah tarafından kabul edileceğini bildirmiştir.