Sahurda kalkarak yemek yemek müstehabdır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “ Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” demiştir. Sahur yemeği yemek, oruca dayanma gücü vermektedir. Duaların makbul olduğu vakitlerin biri de sahur vaktidir. Sahura kalkan bir kişi, dilekleri için dua etmelidir ve Yüce Allah’tan günahlarının bağışlanması için dua etmelidir.
Oruç ibadetini tamamlayarak iftar zamanına yetişen bir kimse bundan büyük mutluluk duymaktadır. Tuttuğu orucun mükafatını almak için, ahiret gününde Allah’ın huzuruna çıktığı zaman en büyük bir sevinç tadacaktır.
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “ Oruçlu bir kimse için iki sevinç bulunmaktadır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuşacağı zamandır.”
İftar vakti yapılan dualar kabul olur ve Allah tarafından kabul edileceğini bildirmiştir.
İslam’ın 5 şartında üçüncüsü olan Ramazan orucu, hicretin 2. yılında farz kılınmıştır.
Oruç, niyet ederek tanyerinin ağarmaya başlaması ile başlar ve akşam güneşi batıncaya kadar içmemek, yememek ve karı-koca ilişkisinden uzak durarak akşam ezanı ile sonlanır.
Ramazan ayı bazı yıllar 29, bazı yıllarda 30 gün sürmektedir. 29 gün olduğu zaman da ramazan ayı tamdır. Çünkü farz olan ayın tamamı oruçlu geçmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 9 ramazan orucu tutmuştur. Bunlardan 4 tanesi 29, 5 tanesi de 30 gün olandır.
Ramazan ayı müslümanlar için çok önemli ve çok kutsal bir aydır. İslam güneşi bu ayda doğmuş, dünyaya ışık saçan Kuran-ı Kerim bu ayda inmeye başlamıştır. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi de ramazan ayının içindedir.
Yüce Allah(c.c.) şöyle buyurmuştur: “ Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılınmıştır. Ola ki, korunup sakınırsınız.”
Oruç, içimizi kötülüklerden, dışımızı çirkinliklerden, ahirette cehennemden korur. Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) şu müjdeyi veriyor: “ Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları affolur.”
Muhammed aleyhisselam Hicret’ten 53 sene evvel Rebiulevvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde, Safa Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, Mîlâdî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün güneş hiç olmadığı kadar parlamıştır. 2000 yıldır sönmeyen ateş sönmüştür.
Muhammed Aleyhisselam doğduktan sonra 9 ay kadar annesi Amine hatun emzirdi daha sonra Muhammed aleyhisselam’ı süt annesi emzirdi. Mekke’de çocuğunu sütanneye vermek bir adetti. Amine Hatun peygamberimiz 6 yaşında iken vefat etti.
Muhammed Aleyhisselam gençliğinde Mekke halkından farklıydı sessiz, sakin, huzurlu, terbiyeli, ahlaklı davranışları ile tüm Mekke halkını kendisine hayran bırakıyordu. Güvenilirliği yüzünden Muhammed Aleyhisselam’a Muhammed-ül emin (her zaman kendisine güvenilen) dediler ve gençliğini bu isimle geçirdi.
Muhammed Aleyhisselam 25 yaşında Hazret-i Hatice ile evlendi, Hazret-i Hatice kırk yaşında ve ahlakı, malı, cemali, aklı, ilmi ile çok üstün vasıfları vardı. İslamiyet geldikten sonra Hazret-i Hatice ismini “Hadîce-tül Kübra” adını almıştır.
Muhammed Aleyhisselam 30 yaşındayken gaipten sesler duyuyordu, 38 yaşında ise nurlar görmeye başlıyordu bunları sadece Hazret-i Hatice’ye anlatıyordu. Muhammed Aleyhisselam 39 yaşında iken rüyalar görürdü ve rüyalarında ne gördüyse gerçekte de onlar olurdu. Artık yalnızlığı sevmiş ve insanlardan uzaklaşıp Hira dağındaki mağaraya giderdi. Yine günlerden Ramazan’ın 17. Pazartesi gecesi garipten bir sesin kendisini çağırdığını duydu ve etrafına baktığında etraf nurla dolmuştu, Cebrail Aleyhisselam “oku” (ikra) dedi, Peygamberimiz ” ben okuma bilmem” dedi. O zaman melek Muhammed Aleyhisselâmı tutup tâkatı kesilinceye kadar sıktı ve; “Oku!” dedi. Yine; “Ben okuma bilmem.” cevâbını verdi. İkinci defa sıktı ve; “Oku!” dedi. “Ben okuma bilmem.” dedi. Cebrâil aleyhisselâm üçüncü defa tutup sıktı ve sonra bıraktı ve; “Oku! ” Her şeyi yaratan Rabbinin ismiyle ki O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı! Oku, Allahü Teâlâ büyük kerem sâhibidir. O, kalemle öğretir, bilmediklerini öğretir.” mealindeki Alak sûresinin ilk beş âyetini getirdi. Muhammed Aleyhisselam devamını getirdi ve İslam güneşi o anda doğdu.
www.e-bilgi.net