Stres Çabuk Yaşlandırıyor

tarafından 9 Kasım 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

artık çok sık rastlanan bir durum olmaya başladı hatta çağın en büyük hastalığı olarak kabul edilmektedir. Stresin daha çok kadınları etkilediğini belirten uzmanlar, özellikle kırışıklığı artırarak erken yaşlanmaya yol açtığını ifade etmektedirler.

Eğer güzelliğiniz daha uzun yıllar sürmesini istiyorsanız kesinlikle stresten uzak durmalısınız.

Peki stresten kurtulmak için neler yapılmalı;

  • Strese girdiğiniz zaman 30 dakika sevdiğiniz müzikleri yada videoları izleyerek bir nebzede olsa kurtulabilirsiniz.
  • Haftada mutlaka bir kez sabah yürüyüşüne çıkın yaz aylarında ise 2 defa.

Panik Atağın Belirtileri

tarafından 8 Kasım 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Panik atak artık çok yaygın görülen bir rahatsızlık olmaya başladı. Her 100 kişiden 10’u panik atak rahatsızlığı ile başı belada.

;

  • Avuçlarda titreme
  • Midede çökme hissi
  • Aşırı terleme
  • Şiddetli ve hızlı bir şekilde atan kalp
  • Bacaklarda güçsüzlük
  • Ağızda kuruluk
  • Yutkunma
  • Göğüste meydana gelen basınç
  • Nefes alışverişinin hızlanması
  • Kusma
  • İshal
  • Gözlerden kararma
  • Baş dönmesi
  • Açlık
  • Görmede bulanıklık
  • Çarpıntı
  • Bayılma duygusu oluşması
  • Ellerde meydana gelen soğukluk

AIDS – HIV virüsü

Bilgi Rehberi tarafından 26 Ekim 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

nasıl bir hastalıktır?

AIDS insan bağışlık sistemini çökerten bir virüstür.halk arasında AIDS olarak bilinir.diğer bir adı ise kısaca HIV dir. vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemini hedef alır ve CD4 adı verilen lenfositlere zarar vererek lenfositlerin sayısını azaltır ve bu verdiği zarar ile vücudun hastalıklara özellikle de enfeksiyonlara karşı savunmasını yok ederek bir çok fırsatçı enfeksiyon ve tümoral olguların meydana çıkmasına neden olur. AIDS malasef dünyada popülerliğini sürdüren çok tehlikeli bir enfeksiyondur.

AIDS’in belirtileri nelerdir?

HIV virüsünün vücudumuza girip girmediğini en başta anlamanın imkânı yoktur. Herhangi bir incelemede bulunulmamışsa hastalığın bulaştığını tespit etmek de mümkün değildir. Ancak şüpheli temastan sonra genellikle bu hastalığın ortaya konabilmesi için HIV virüsüne karşı vücutta bağışıklık cisimleri oluşmaktadır ve 2-3 ay sonra tanı konulabilir. Son zamanlarda hem antijenik hem de antikor özellikte bulunan HIV Combo adlı tarama testi yapılmaktadır. Bu yöntemle şüpheli temastan 15 günden sonra bu hastalığa tanı koyma imkânı olmaktadır.

AIDS’ten nasıl korunabiliriz?

AIDS’in cinsel yol ile bulaşmasını önlemenin en temel yolu tek eşli kalmaktır. Tek eşliliğe riayet edilmeyecekse mutlaka korunarak prezervatif gibi maddeler kullanılmalıdır. Bilinmeyen kişilerle cinsel ilişkiye girilmemelidir. Cinselliğin dışında masum dediğimiz yollarla da bulaşabilir masum dediğimiz olay anneden bebeğe geçişdir. Bu tür durumda bebeğin annenin hamilelik döneminde ya da bebek doğduktan sonra tedavi yoluna gidilmesi gerekir.

AIDS’in teşhisi için ne kadar süre geçmesi gerekir?

HIV virüsünü tespit edebilmek için şüpheli temastan sonra en az 15 gün geçmesi gerekmektedir.

AIDS nasıl bulaşır?

AIDS kan ürünleri, cinsel temas ve anneden bebeğe bulaş tarzında bulaşması söz konusudur. Kan ürünleri ortak enjektör kullananlarda özelliklede uyuşturucu kullananlarda, diş tedavileri, sıhhi şartlarda yapılmayan dövme, piercing ve benzeri uygulamalarda da AIDS in bulaşması söz konusu olmaktadır. AIDS bulaşmasında cinsel ilişki önemli bir yer tutmakla birlikte aslında HIV virüsü hepatit b,hepatit c yayılımı ve bulaşımı çok fazla olmayan dış ortama da çok dayanıklı olmayan bir virüstür. Cinsel temasla bulaşım söz konusu olduğu zaman özellikle rektal yolla cinsel ilişki en çok bulaşın söz konusu olduğu ilişki olmakla birlikte normal ilişki ve oral ilişki ile de bulaşabilmektedir. Cinsel ilişki sırasında kadınlar erkeklere göre daha fazla risk altındadır.

AIDS testi nasıl yapılır?

Bugün laboratuarlarda AIDS tanısı için veya HIV taşıyıcılığı için kullanılan yöntem genelde antiHIV dir bu yönteme eliza yöntemi adı verilir. Bugün  %99.99 duyarlı bir testtir. antiHIV testi ile şüpheli temastan iki ile üç ay sonra tanı konulabilir. Ancak son zamanlarda geliştirilen hem antijen hem de antikor özellikli bir takım testler ile şüpheli ilişkiden 15 gün sonra tanı konulabilir. Yine PCR dediğimiz genetik araştırmaya dayanan testler söz konusudur ve bunlarda da şüpheli temastan 15 gün sonra tanı konulabilir. Yine sağlık bakanlığı tarafından doğrulama testi kabul edilen bir doğrulama testi sağlık merkezlerinde kullanılmaktadır.

AIDS Türkiye’de ne kadar yaygın bir hastalık?

Ülkemizde 2500 civarında HIV taşıyıcı olduğunu bilinmektedir. Diğer ülkelere nazaran HIV taşıyıcı sayısının ülkemizde daha az olduğu gözlenmektedir.

Ağız Kokusu

Bilgi Rehberi tarafından 17 Ekim 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Ağız kokusunun sebepleri

• Sinüs kaynaklı enfeksiyonlarda
• Akciğer kaynaklı enfeksiyonlarda
• Şeker hastalığı
• Böbrek yetmezliği
• Karaciğer yetmezliği
• Metabolizma bozuklukları
• Açlık

• Ağız kuruması

Ağız kokusundan kurtulmak için

• Dişlerinizi ve diş etlerinizi koruyun
• Ağzınızda var olan köprü ve protezlerin kontrolü yapılmalı
• Sakız çiğneyin
• Tarçın kullanın
• Fazla su tüketin
• Burnunuz tıkalı bir şekilde uyumayın
• Şeker tüketiminizi azaltın
• Diş ipi kullanın
• Sigara içmeyin

Sağlıklı Beslenmek İçin

tarafından 16 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

?

1. Açılış yemekleriniz genellikle iştah açıcı besinlerden olmalıdır.

2. Kızartılmış olan tavuğu, ızgarada yada fırında pişirilmişe daha çok tercih edin.

3. Yemeklerinize ve salatalara sosları çoğu zaman kendiniz ekleyin.

4. İşletmeye yemekleri nasıl ve hangi şartlarda hazırlandığını sormaktan hiç çekinmeyin.

5. Yemeklerinizin hepsini bitirmemeye çalışın, kalanları da paketlettirebileceğinizi de sakın unutmayın.

6. Yemeklerde sağlık yönünde bol alternatifli mekanları tercih edin.

7. Canınız pizza yemek çektiyse yanına mutlaka salata yemelisiniz.

Sağlıklı Atıştırmak İçin ?

1. Mikrodalga da yada teflon tavada hazırlanmış yağsız patlamış mısır tüketin.

2. Light peynirler ile birlikte tahıllı krakerler yada tahıllı ekmek tüketin.

3. Bir avuç bademi ise iştahınızı kesmek için yiyin.

Saç dökülmesine karşı pratik önlemler

tarafından 14 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

başta kadınlar olmak üzere erkeklerinde korkulu rüyası haline gelmiştir. Ancak evde bulunan bazı malzemeler ile az da olsa saç dökülmesinin önene geçebilirsiniz.

Yeni saç çıkışlarını hızlandıran yöntemler:

Doğal Yağlar : Doğal yağlar çok iyi bir saç geliştiricidir aslında. Doğal yağlar ile, avokado yağını, zeytinyağını ve badem yağlarını karıştırınız. Saçlarınızı yıkadıktan sonra saçlarınıza bir miktar sürüp, 10-15 dk. bekleyip ardından durulayın. Bu yöntemi ayda en az 1 yada 2 kez tekrar edin.

Yumurta : Yumurtaların daha çok nemlendirici etkiler vardır. Fakat saçların gelişimi içinde etkilidir. 1 adet yumurtayı saçlarınıza sürün ve 1 saat bekleyin ardından saçlarınızı yıkayın. Bu yolu haftada 1 kez tekrar ederek saçların daha güçlü ve daha hoş bir görünüme sahip olmasına yardımcı olacaksınız.

Elma Sirkesi : Elma sirkesinin asidi yeni saçların çıkmasını tetiklemektedir. Saçlarınızı yıkadıktan sonra, saçlarınızı elma sirkesi ile yıkayıp yaklaşık olarak 15 dk. bekleyin. Daha sonra saçları yıkayıp kurulayın. Bu yöntemi günlük tekrarlayarak saçlarınızın geliştiğini göreceksiniz.

Kepek

Bilgi Rehberi tarafından 3 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Kepek, zararsız ve çok yaygın bir sağlık sorunudur. Kepek problemi nadiren sedef hastalığından dolayı da meydana gelebilir.
Kepek, uzun süreli bir tedavi ve sürekli kontrol gerektiren bir sağlık sorunudur. Kepek sorununa karşı mutlaka kepeğe karşı etkili bir şampuan kullanılmalıdır. Bu tür şampuanlar mutlaka salisilik asit, sülfür, selentum ve katran içermesi gerekmektedir. Şampuanı her gün kullanmak kepek sorununun önüne geçer. Duş alırken şampuanı başınızın her bölgesine yedirip mutlaka 2-3 dakika beklemeniz gerekmektedir.
Saçlarınızı kurutmaya yarayan fön makinesi ya da bigudi gibi aletlerden uzak durmak gereklidir. Eğer kepek probleminiz şampuan kullanmanıza rağmen geçmiyorsa, pulsu tabakayı sökmeye yardımcı kortikosteroid adlı preparatı kullanmak olumlu sonuçlar vermektedir.

Hipertansiyon

Bilgi Rehberi tarafından 22 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Çağın kâbusu:

Çağımızda en çok rastlanılan hastalıklardan biri de hipertansiyondur. Terim anlamı olarak; kan basıncının normalin üzerinde olması anlamına gelir. Gözle görülür herhangi bir belirti vermeyen bu hastalığın aslında teşhisi kolay ve ucuz tedavilerle çözümlenmesi mümkündür.
Riski arttıran nedenler nelerdir?
En önemli risk faktörlerinden biri yaşın ilerlemesidir. Uzman görüşlerine göre yaş ilerledikçe bu sinsi hastalığa yakalanma ihtimali artıyor.
Genetik de hipertansiyona neden olan unsurlar arasında yerini alıyor. Ebeveynlerden genetik yolla bu hastalığın aktarımı olası. Babadan oğula geçen hipertansiyon oranı yüksek seviyelerde. Anne ya da babanızın yüksek tansiyon hastası olması sizin de en azından kan basıncınızın yüksek olma ihtimali ¼ tür. Eğer hem anneniz hem de babanız hipertansiyon hastası ise muhtemelen siz de yüksek kan basıncından şikâyetçi olacaksınız.
Cinsiyetin önemli bir neden olduğunun altını çizen uzmanlar kadınlara oranla erkeklerin daha riskli bir grupta olduğunu belirtiyorlar.
Şişman olmak riski arttıran unsurlardan biri olarak göze çarpıyor. Normalin üzerinde olan vücut kitlesi dokuların hem oksijen hem de besin ihtiyacını arttırıyor. Bu da kan hacmini arttırarak basıncı yüksek seviyelere çıkarıyor.
Devamını Oku

Limondan Gelen Güzellik

Bilgi Rehberi tarafından 10 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Limonun içinde bulunan asitler cildimize peeling görevi de yapmaktadır. Dirsek, diz ve tabanlarımızda oluşan sert çizgileri yumuşatarak pürüzsüz olmasını sağlayabiliriz. Bunu yapabilmek için kullanacağımız formül;
• Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın
• Ocaktan alındıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin
• Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan cildin üstüne sürün.
• 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptığınız bölgeyi su ile temizleyin.
• Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalayın. Bu işlem sonunda derinizin taze görünüşü sizi bile şaşırtacaktır.
Devamını Oku

Gözyaşının Gücü

Bilgi Rehberi tarafından 27 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Ağlamak her zaman mümkün müdür?
Doğarken başlarız ağlamaya ve hayatımızın her evresinde ağlarız. Mutluluktan veya acıdan, ne olursa olsun insanoğlu her zaman ağlayabilir. çok kolay damlar gözlerden. Yanağından süzülen , dudaklarına değdikten sonra yere damlar…
Göz yaşının o tuzlu tadını alırsın. Bir an acını veya mutluluğunu unutup tadıyla ilgilenirsin ama bu hatırlayamayacağın kadar kısa bir sürede gerçekleşir…

Ağlayarak rahatlarsın, içini dökersin, sıkıntını hafifletirsin. Mutluluktan ağlayanlar ise üzerlerindeki ve baskıdan kurtulmak için ağlarlar. Ağlamak bazen tek çözümdür.

Kendinizi yıpratmak istemiyorsanız, doktorlar ağlayarak rahatlamanızı önerirler.

Aklınızda bulunsun, ağlamak bir çeşit terapidir.

« Eski Yazılar Yeni Yazılar »
Telif Hakları Saklıdır 05.05.2010 © www.e-bilgi.net